Bugun...

Metin SİLLER
Renkleriniz sizin olsun..
Tarih: 27-01-2021 16:52:00 Güncelleme: 27-01-2021 16:52:00


Küçücük bir Anadolu kasabası.

Refahiye..

İlk   televizyonu biz almıştık..

Siyah beyaz..

Teee İzmirden getirtmişti babam..

Televizyonu kurduk ama yayın yok..

Elimizde akü, alamancının birinden aldığımız çantalı bir televizyon,

Uzun bir direk ve anten, şu dağ senin şu tepe benim sinyal aradık günlerce..

O zaman elektrik jeneratörle verilirdi..

Akşam 17 de çalışır, gece 11.de kapanırdı..

Gaz lambasına talim ederdik..

Belediyeye bağlıydı, elektrikçi Nevzat abi çok kahrımızı çekti sinyal uğruna,

Sonunda yakaladık TRT yi..

Hey hak, haftada üç gün, Erzurumdan paket yayınlanıyor, olsun biz mutluyduk..

Bizim antenlerle alıcı verici yaptı,

Oh dedik nihayet yayın evdeydi..

Uzun bir evimiz vardı..

Yayın günü bizim ev sinema salonu..

Bütün konu komşu, yaşlısı genci, sıra sıra minderlerde,

Dallas izlerdik..

Sonra küçük ev..

Benim odamda, duvarlarda resimler vardı..

Orhan Günşıray, Yılmaz Güney, Cüneyt arkın..

Siyah beyaz..

Pazar kurulurdu Perşembe günleri..

Karpuz adanadan, kavun ezdiberden gelirdi..

Buram buram..

Domates et gibiydi..

Ofuzun dutu, lalelinin cevizi bir başkaydı tezgahlarda..

Hele Orçulun peyniri, tere yağı yolumuzu gözlerdi sanki..

Tiyatro gelirdi ayda bir...

Anadolu turnesinde kumpanya..

Haldun Dormen şekspiri, Nejat Uygur Cibali Karakolunu oynardı..

Arif Sami Toker uduyla gelirdi..

Orta okulun koridoruna sıralar dizilir, baş tarafına sahne yapılırdı..

Her sene bizde, okul bitiminde müsamere yapardık aynı koridorda..

Kazım Fidan saz çalardı, bende darbuka..

Mutluyduk..

Siyah beyazdı hayat..

Sirk  gelirdi,,

Çadırlar kurulur, halka sallardık sigaraya..

Fal baktırırdık peri kızına..

Motorla duvara tırmanan ve hiç düşmeyen adamı izlerdik ağzımız açık..

Tüfekle atış talimi yapardık baruta..

Vurunca aşağı düşer ve patlardı..

Hala gitmez o sesler kulaklarımızdan..

Siyah beyazdık çünkü..

Dört tane lokanta vardı..,

Gündüz kuru fasulye pilav, akşamları meyhane..

Birde Şehir kulübü..

Devlet zevatı  giderdi oraya..

Ama meyhanede halkla birlikte olurlardı..

Öyle gurur kibir filan olmazdı kimsede..

Gramofon çalardı taş plaktan,

Münir Nurettin Selçuk, Müzeyyen Senar..

Ara sıra davul zurna çaldırırlardı..

Tabi peşine halay..

Tekel emmi vardı mesela..

Tekel müdürüydü ama, ispirto içerdi..

Kışları çok soğuk olduğundan kalın bir palto giyerdi,

İç cebinde ispirtosu olurdu hep..

İçince ısındığını anlatırdı ballandıra ballandıra..

Yılbaşı geceleri başka bir güzellikti

Halit amcanın kahvesinde torba 90,

Tombala çekilirdi..

Evlerde, meyveler, yemişler, hindiler, eğlenceler gırla giderdi.

Siyah beyazdı hayat..

Doktor Fahrettin çantası hazır  beklerdi..

Yazın sepetli motoruyla, kışın atla giderdi hastalarına..

Hastanede baş hekimdi aynı zamanda.

Çocuk doktoruydu ama olsun, her şeyden anlardı..

Üç tane ilaç sallardı, hangisi tutarsa..

Çok severdik onu..

Trafik kazasında hanımıyla yaşama veda etti.

Devlet hastanesinin bahçesine gömmüştük ama, hastaneyi yıktılar,

Mezarları çıkarıp, mezarlığa taşıdılar..

Onlar orada siyah beyazlar..

Buda hayatın cilvesi olsa gerek..

Bir kışlık birde yazlık sinemamız vardı.

Ama bizde bilet alacak para olmadığından,

Ya duvardan atlar, yada kalabalığa karışır kaçak girerdik..

Tabi yakalanan atılırdı.

Filimler siyah beyazdı..

Hayatta öyle..

Ayhan Işık zampara, Necdet Toson aşçılar kralı, Cevat Kurtuluş uşak, Hulusi Kentmen babacan komiserdi.

Eşref Kolçak hafiye,Yılmaz Güney kabadayı, Hüseyin Baradan, Erol Taş kötü adamdı hep..

Cüneyt arkın gırgırına..

Siyah beyaz..

Muhteşemdi hayat..

Cahide Sonku, Müzeyyen Senar, Günül Yazar, Zeki Müren,

Sosyal hayatın renkleriydiler hep..

Aslında hayat dediğin ne ki,

Kaş ile göz arasından daha kısa..

Bak kimse yok artık..

İhsan dayımız vardı, kazanın  tellalı..

Belediye bildirilerini meydanda bağırırdı..

Hoparlörü bilmiyorduk bile..

Kurban dayının oğlu Necdet, elindeki boruyla sokak  sokak,

Akşam sinemada oynayacak filmin tanıtımını yapardı..

Başrollerde Fikret Hakan..

Duyduk duymayın demeyin..

Bu akşam sinemamızda..

Biz ne zaman renklendik,

Çok şey gitti hayatımızdan, adamlığımızdan, sanatımızdan, eğitimimizden, kültürümüzden, geleneklerimizden, merhametlerimizden, inançlarımızdan..

Aşklarımız bile anlamlıydı siyah beyazken..

Sevgiye sevda derdik, ölümüne..

Dik dururduk hep..

Hayallerimiz vardı umutlarımız..

Arkamızda koskoca dağlar olduğunu düşlerdik dünyamızda..

Ama arkamıza baktığımızda, her şeyin çalındığını,

O güvendiğimiz dağların bile eritildiğini anladık..

Yalancı, sahtekar renkleri gördük tanıdık..

İşte o siyah beyaz  varya,

Keşke hep olsaydı..

Keşke geri gelebilseydi..

Renkleriniz sizin olsun..

Biz hala siyah beyazız…



Bu yazı 5040 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI