Bugun...

Yalman Özgüner
BİR DÜRÜSTLÜK ANITI... BİLGE İNSAN BÜLENT ECEVİT…
Tarih: 03-05-2021 06:41:00 Güncelleme: 03-05-2021 06:41:00


MESLEKTE 40 yılı aşkın süredir çalışmış biri olarak basının bugünkü haline bakıp “Keşke başka bir meslek seçseydim ” diye düşündüğüm olur zaman zaman… 

Ne var ki hatırladıkça “İyi ki gazeteci olmuşum” dedirten yaşanmışlıklarım da var hayatımda…  

Eminim ki aynı duyguları taşıyan pek çok meslektaşım vardır.  

O bilge, o zarif insanla tanışmış olmak, oturup karşılıklı konuşmak bana gazetecilik mesleğinin kazandırdığı bir tür imtiyaz bir tür armağan olmuştu.   

Bülent Ecevit’ten söz ediyorum. 

Sağlık sorunları yaşamaya başlamasına rağmen odasının kapısında bekleyip karşılayarak gösterdiği yüksek tevazu sahibi kişiliğini… 

Her cümlesinden taşan bilgeliği, vatan, ulus, insan sevgisini… 

2003 Nisanında DSP’nin Ankara Beşevler’deki mütevazı binasındaki mütevazının de mütevazısı odasında yaptığım ve NOKTA dergisinde yayınlanan söyleşiyi… 

Okuyacak olan herkesin siyasilere ders niteliğindeki sözlerini öğrenmesi için, bugünlere nereden gelindiğini hatırlamak için sizlerle paylaşmak istedim.  

----- 

Y.Ö.- 57. Hükümeti kurduğunuzda ekonominin iflas noktasına gelip dayandığı, radikal önlemler alındığı takdirde ekonominin sağlıklı bir yapıya kavuşabileceği, aksi takdirde iflasın gerçekleşeceği kamuoyunun ortak görüşüydü. Sizin başkanlığınızdaki hükümet ekonomide ve başka alanlarda da köklü dönüşümler başlattı. Hükümetin dağılma süreci yaklaşırken ekonomide canlanmalar başlamıştı. O canlanma bugün de gözleniyor. Siz bu geçen dönemi ve bugünü nasıl değerlendiriyorsunuz? 

ECEVİT- 57. Hükümetin ilk aylarından itibaren ekonomiyi düzlüğe çıkarabilmek için büyük çabalar gösterdik. Önce enflasyon sıfır noktasına doğru inmeye, üretim artmaya başladı. Her alanda gelişmeler görülür oldu. Eğer biz Anayasal süremizi doldurup 1,5 yıl daha iktidarda kalabilseydik katlanılan sıkıntıların sonucunda nasıl düzlüğe çıktığımızı kamuoyuna rahatça anlatabilecektik Ancak oyuna geldik. Erken seçim ortamına gidildi. Süremizi doldurmadan hükümetten ayrılmak zorunda kaldık Yeni kurulan iktidara çok sağlıklı bir sürece giren ekonomimizi devretme olanağı bulduk. Bunu kendilerine kamuoyunun önünde açıkça söyledim “Ekonomi nihayet düzlüğe çıktı. Bunun için büyük fedakârlıklara katlandık. Olumlu sonuçlar görülmeye başladı. Sizin bunun değerini bileceğinizi umarım” dedim. Fakat aradan geçen 7-8 ay içinde bu düzelmeyi kendilerine mal etmek için geçen bu zaman dilimini fırsat olarak değerlendirdiler.  

Bizim bu durum karşısında kamuoyunu aydınlatmaya çalışmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok. Elimizden geleni yapıyoruz. Aslında halkımızın büyük çoğunluğu bu gerçeği biliyor. Fakat işine öyle gelip görmezden gelenler de var. Ne yapıp edip yerel yönetim seçimlerine kadar önümüzdeki dönemi çok iyi değerlendirmemiz ve halka bu durumu anlatmamız lazım. 

Y.Ö.-Kalan 1,5 yılı da hükümet olarak değerlendirebilseydiniz neler yapacaktınız, tamamlanamayan yarım kalan hangi hedefleriniz vardı? 

ECEVİT- Önce geçen 3,5 yılda neler yapabildik, bunları hatırlamakta yarar var. Yolsuzlukla mücadelede çok büyük mesafe aldık. Bunu lafta bırakmadık. Yolsuzlukları önlemenin yaptırımlarını gerçekleştirdik. Başta bankacılık düzeni olmak üzere ekonomiyi yeniden yapılandırma yoluna girdik. Özerk kurumlar oluşturuldu. Genelde bütün yolsuzlukları önlemek için gerekli olan her adım atıldı. Fakat şimdiki hükümet bunu görmezden geliyor. Sanki bundan önceki hükümet döneminde yolsuzluklar olmuş da onlar bunu düzeltiyor havasını yaymak istiyorlar. Biz de bunun gerçekle ilgisinin olmadığını olabildiğince anlatmaya çalışıyoruz. 

Eğer 1,5 yıl daha hükümette kalabilseydik neler yapacağımıza gelince, Demokratik Sol Hareket işçi haklarını geliştirmede büyük adımlar atmıştı. Memurlara da aynı hakları tanımak kararındaydık Bunu ancak bir ölçüde gerçekleştirebildik. Köylünün kurtarılması gerekiyordu Bunun için de Köy-Kent projemizi başlatma olanağı bulduk. Fakat bugünkü hükümetin ilk adımı bunu rafa kaldırmak oldu. Oysa Dünya Bankasının katkılarını sağlamıştık. Onlar zaten bunu dünyaya örnek olacak bir proje olarak gördüler.  

Eğitim planında çok olumlu adımlar atıldı. Bu adımları daha ileriye götürmek gerekiyordu. Ekonomide yapısal değişiklikler gerekiyordu. Eminim 1,5 yıl daha iktidarda kalabilseydik çok şey başarabilirdik.  Bir de laikliği çok daha sağlam temellere dayandırmak gereğine inanıyorduk. 

Y.Ö.-Türk ekonomisi İkinci Dünya Savaşını takip eden yıllarda bir yol ayrımına girmişti. Tıpkı Japonya’nın olduğu gibi bir sanayi toplumu olabilirdi. Ne var ki daha çok tüketim toplumu olduk. Bu yaşanan süreçte ne gibi yanlışlıklar yapıldı neler yapılmalıydı

ECEVİT-Üretim ekonomisine gereken önem verilmedi ama her şeye rağmen ekonomide bir canlanma dönemine girildi. Fakat bunu halka faydalı olacak bir şekle dönüştürmek için gerekli vakit ve olanak bulunamadı. Aslında Türkiye’de ekonomik potansiyel bakımından çok geniş olanaklar var. Bunları gereği gibi değerlendirebilirsek Türkiye çok kısa sürede güçlü bir ülke durumuna gelebilir. Bunun için bir yandan üretime ve sanayileşmeye büyük önem verilmesi gerekirken bir yandan da dış ekonomik ilişkilerimizi geliştirmemiz gerekiyor. Yani Avrupa Birliğine bağlı olmak yeterli değil.  Avrupa Birliğine üye olmadığı halde, Amerika Birleşik Devletleri ile özel ilişkileri bulunmadığı halde ekonomide büyük adımlar atan ülkeler var. Mesela Japonya bunlardan biri... Çin bu yolda farkını koyuyor. Hindistan henüz halkını kurtaramamış olsa bile çağdaş ekonomiye geçişte büyük adımlar atıyor. Türkiye’nin geniş potansiyelini gereği gibi değerlendirebilirsek ben inanıyorum ki Türkiye çok kısa bir zamanda büyük bir ekonomiye dönüşebilir. Avrupa Birliğine üye olmak elbette şarttır. Ancak kendini Avrupa birliği içinde lağvolmak gibi bir mecburiyet hissetmeksizin, sanki ona aşırı muhtaçmış gibi görünmeden o izlenimi vermeden uluslararası ekonomik etkinliğimizi yaygınlaştırmamız gerekiyor. Japonya gibi Rusya gibi ülkelerle olan ilişkilerimize büyük önem vermemiz gerektiğine inanıyorum.  

 Y.Ö.-Yaşanan süreç içinde bir sanayi ve üretim ekonomisine sahip ülke olmamamızda siyasilerin hatalı tutumları rol oynamış mıdır

ECEVİT- Bütün iktidarların elbette bunda bir sorumluluk payı var. Yalnız dediğim gibi son yıllarda büyük hatalar yapıldı. Büyük yolsuzluklar oldu. Büyük israflar oldu. Fakat bir yandan da ekonomide büyük canlanmalar yaşandı. Şimdi o canlılık sürecini kurumsallaştırmak gerekiyor Yolsuzluk kapılarını kapatmamız gerekiyor. Bunun için bankacılık sistemini düzeltmemiz gerekiyordu. O yönde sağlıklı adımlar atıldı. Fakat hala yolsuzluklar bir ölçüde devam ediyor. Bunları önlememiz lazım. Dediğim gibi Türkiye’nin ekonomik potansiyeli harekete geçmeye başladı. Fakat çok düzensiz bir şekilde hesapsız bir şekilde... 

Eğer Demokratik Sol Parti olarak biz tek başımıza iktidara gelebilecek olursak inanıyorum ki ekonomiye sosyal adaleti de gözetebilecek bir şekilde ivme kazandırabiliriz.  

Y.Ö.- Geçmişte bazı politikacıların toplumculuk düşüncesine daha az yer vermeleri ve “Her mahallede bir milyoner yaratmak” gibi söylemlerle oluşturulan popülist politikalar gelişmeyi geciktirdi denilebilir mi? 

ECEVİT- Bu doğrudur. Biz hakça düzen kavramını getirmeye çalıştık.  İşçi haklarına dediğim gibi büyük önem verdik. Köylüyü kalkındırmanın şart olduğunu biliyorduk. Hala nüfusumuzun yüzde kırktan fazlası köylü... Bunun için bu Köy-Kent Projesini oluşturduk fakat bu hep engellendi. Oysa hareket başlamış yardımlar gelmeye başlamıştı. Eğitimde bir hayli adımlar attık. Fakat daha yapılması gereken şeyler var. Tüketim ekonomisini azımsamadan üretim ekonomisine ağırlık vermenin zamanı geldi. Türkiye bunu başarabilecek durumda fakat kendi kaynaklarını israf etmeden değerlendirmek gerekiyor.  

Y.Ö.- Özellikle Sosyo/kültürel alanda belki de çarpık kentleşmenin bir sonucu olarak bir yozlaşma deyim yerinde ise bir lümpenleşme arabeskleşme var. Bunu başta medya olmak üzere hatta toplumum tercihlerinde de görüyoruz. Sizce bunun güdümleyicisi ne olabilir?  

ECEVİT –Türkiye’de bir gelişme var hatta patlama derecesinde bir gelişme var. Ama düzensiz bir gelişme var. Mesela edebiyatta olsun, sanatta olsun dünyada varlığını gösteren bir ülke olduk. Bunlar çok güze şeyler. Atletizmde bir genç kızımız birinci oluyor. Futbolumuz dünyada ilk kez duyuluyor. Yani potansiyel harekete geçti. Bunu iyi değerlendirebilirsek Türkiye çok kısa zamanda çok güçlü bir ülke durumuna gelebilir.  

Y.Ö.- Bu yükselen değerlerde kalite sorunu yaşanıyor mu?    

ECEVİT- Kalite düşüklüğü değil hatta bazı alanlarda kalite yüksekliği bile var. Fakat düzensiz bir gelişme var. Yani Türkiye’nin potansiyellerini iyi değerlendiremediği bir ortamdayız.  

Y.Ö.- Demokratik Sol Parti üzerinde “sizin Genel Başkanlığı bırakacağınız ”gibi “Kurultay toplanması” gibi konularda spekülasyonlar yapılıyor. Bu konuda topluma vermek istediğiniz bir mesaj var mı?  

ECEVİT- Şu sırada Demokratik Sol Parti olarak bütün dikkatlerin yerel yönetim seçimleriyle ilgili hazırlıklara çekilmesi gerektiğine inanıyorum. Onun için öteki konulara değinmeyi doğru bulmuyorum Çünkü o zaman hemen dedikodular başlıyor. “Ecevit bıraktı mı bırakmayacak mı” gibi “Fahri başkan mı olacak” gibi… Böyle bir ortamda seçime hazırlanmak zor... Onun için bu konuyu şimdilik rafa kaldırdım bütün dikkatlerimizi yerel yönetim seçimlerine yönlendirdik. 



Bu yazı 26 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI